ÜÇ KİTABIM DA ŞİMDİ TÜM YAYINEVLERİNDE

TARİHİMİZDEKİ MUHTEŞEM MEKTUPLAR

Türk tarihinin ilk çıkış yeri Orta Asya’dan Cumhuriyetimize kadar Han, Hakan, Padişahlarımızın diğer İmparator, Kral, Dük ve Şahlara yazdığı 150 yi aşkın mektupları kaynaklardan toplayarak bu kitabımı hazırlamış bulunuyorum. Mektuplarda Türk tarih sayfalarındaki atalarımızın kahramanlıklarını, inancını, asaletini, adaletini, merhametini, siyasetini ve diplomasi dilini göreceksiniz. Bu mektupları okuduğunuzda, milletlerin kültür anlayışlarını, manevi hayatlarını, inançlarını, ahlaki ve vicdani değerlerini öğrenmiş olacaksınız. Bu mektuplar, neslimizi maziden istikbale taşıyan birer kaynak ve ışık olacaktır. Genci yaşlısı herkes Türk milletinin tarihi hatıralarıyla dolu bu mektupları okumalı, tarih-kültür bilgilerini artırmalıdır. Kitabımda yer alan mektuplardan bazı örnekler incelemeniz ve kitap hakkında fikir edinmeniz için aşağıda yer almaktadır.

Mete Han’ın Çin İmparatoruna yazdığı mektup, Selçuklu Sultanı Sencer’in Bizans İmparatoruna yazdığı mektup, Sultan Yıldırım Bayezıd Han’ın Timur Han’la karşılıklı mektupları, Fatih Sultan Mehmed’in Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’a mektubu, Yavuz Sultan Selim’in Şah İsmail’e mektubu, Kanuni Sultan Süleyman’ın Fransa Kralı Fransuva’ya ve Alman İmparatoru Şarlken’e mektubu, Sultan III. Murad’ın İngiliz Kraliçesi Elizabeth’e yazdığı mektup, Sultan I. Abdülmecid’e Almanların yardım istek mektubu, Yarbay Mustafa Kemal’in Enver Paşa’ya yazdığı mektup, Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey’in mektubu, Antepli Şahin Bey’in Fransız Garnizon Komutanına yazdığı mektup.

TARİHİMİZİ AYDINLATAN BELGELER

Tarihi belgeler çok önemlidir ve tarihimizin muhteşem bilgilerini ihtiva etmektedir, tarihimizi aydınlatmaktadır. Bu belgeler, tarihin bilinmeyenlerini aydınlatarak geleceğe rehber olmakta ve ışık tutmaktadırlar. Orta Asya’da, ilk Türklerde ki kitabelerden başlayarak menşurlar, fermanlar, fetvalar, ahitnameler, vasiyetnameler, vakıfnameler, nizamnameler, zafernameler, beyannameler gibi ata büyüklerimiz Han, Hakan ve Sultanların imza ve mühürleri ile yayınlanan belgeleri konularına göre bir bir açıklayarak bugünkü ve gelecekteki Türk nesline aktararak faydalı olmak istedim. Türk tarihinin ilk çıkışından beri Tarihimizi Aydınlatan Belgeler’i, ana kaynak eserlerden araştırıp inceleyerek geçmişi doğru anlayabilmek ve doğru olarak intikal ettirebilmek için doğru bilgilere ulaşmaya çalıştım. Bunların yazımı sırasında da, anlatıma sadelik ve akıcılık vererek, herkesin anlayabileceği bir üslup kullandım.

Her milletin mili bir tarihi vardır ve her millet kendi öz tarihi ile övünmeli, ataları ile iftihar etmelidir. Milli tarih, milli şuuru yaratır. Milletleri ayakta tutan ise milli şuurlarıdır. Bugünkü ve gelecekteki nesillere bu milli şuur verilmelidir. Her milletin tarihi, o milletin kimliğidir. Milli kimliğini tanımasını sağlar. Atatürk bu konuda “Eğer bir millet büyükse kendisini tanımakla daha büyük olur” diyerek Türk gencinin tarihini öğrenmesini istemiştir. Bilgileri, atalarının mirası ile zenginleşen nesiller, kendilerine emanet edilen tarihlerini ve kültürlerini gelecek yüzyıllara layıkıyla taşımalıdırlar. Bu nedenle yeni yetişen nesiller Tarihimizi Aydınlatan Belgeler de atalarının idealini, dilini, kültürünü, inanç ve imanını anlar, duyar, yaşayabilirse milletinin gelecek kaderini güçlü tutarlar. Çünkü, milletlerin geleceğini ancak yeni nesiller tayin eder. Tarihçi Abdulbaki Gölpınarlı “Dününü bilmeyen bugünü anlayamaz; bugünü anlamayan yarını göremez, yarını inşa edemez; hatta dünden gelen hamlelerin nedenlerini bile düşünemez” demektedir.

TÜRK-İSLAM KÜLTÜRÜNDE YARDIMSEVERLİK

Önemli ana kaynak eserlerden araştırıp, inceleyerek geçmişteki Türk-İslam kültüründe yer alan yardımlaşmayı ortaya koyan “Türk İslam Kültüründe Yardımseverlik” adlı kitabımda yayın hayatında yerini aldı.  Bu kitapta sadaka, sadaka taşları, yitik taşları, dinlenme taşları, hamal taşları, binek taşı, misafir taşları, zimem (fukara) defteri, imece, kuş yuvaları, konuk evleri gibi Türk-İslam kültüründe yer alan yardımseverliğin örneklerini göreceksiniz.

            Türk-İslam kültürü, Türk Milletinin en büyük zenginliğidir. Bu kültür ile Türkler, yüzyıllardır hakim olduğu coğrafyalarda farklı dil, din, ırklara mensup çeşitli toplumlar arasında sağlam bir ahenk ve düzen tesis etmiştir. İlme, sanata, iktisada, adalete, inançlara, siyasete ve insanlığa asırlardır faydalı olmuşlardır.

            Kültür, her millete kendi özelliğini veren, ona milli damgasını vuran maddi ve manevi değerlerin adıdır. Tarih, kültür bir milletin geleceğidir. Geçmişle geleceği birbirine bağlayan köprüdür. Geçmişi belgeleyerek geleceğe hazırlar.  Milletlerin geçmişini tarihi ve kültürü anlatır. Türk-İslam kültürü bizim geçmişimizdir ve şan, asalet, adalet dolu gerçeğimizdir. Gelecek nesiller tarihini ve kültürünü iyi bilmelidir. Ondan güç alarak ve ders çıkartarak, kendilerine emanet edilen kültür hazinelerini geleceğe taşımalı ve geleceklerine yön vermelidirler. Geçmişle bağları güçlendikçe, geleceğe güvenle bakarlar.  Kaynağını milletinin tarihinden, kültüründen alan neslin, milli şuuru daima canlı ve uyanık olur. Bu şuurda olan milletin milli dayanışma, birlik beraberliği artar. Vatan, millet, bayrak, töre, aile ve inanç sevgisini güçlendirir. Doğru tarih, doğru kültür bir milletin güçlü ve doğru bir geleceğini tayin eder. Atatürk bu konuda “Eğer bir millet büyükse kendisini tanımakla daha büyük olur” demiştir.

            Bu kitap, Türk-İslam kültür tarihinin önemli değerlerinden bazılarını gün yüzüne çıkarmak ve insanımızın hayatına kazandırmak için hazırlanmıştır. Bu kültür hazineleri, atalarımızın bizlere birer manevi miraslarıdır.  Geçmiş dönemlerde hayatımızda yaşayan, varolan bu eserleri, bu güzel değerleri yaşatan atalarımızın ne kadar yüce bir ruha, karaktere sahip olduklarını okuyunca göreceksiniz. İçindeki konular, neslimize maziden istikbale taşınan birer kaynak ve ışık olacaktır. Büyük alim ve veli Şeyh Edibali Sözünde “Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın” demektedir. Bugün ahlak, fazilet, ibret ve ders dolu bu değerleri günümüzde yaşamak bir hayal gibi.

            Bu kitabımla hem milli ve dini olarak yardımseverlik değerlerimizi anlatmaya çalıştım, hem de kitabımdan bana doğacak geliri, 1928 yılından beri fedakar Türk Kadınlarının başarılı ve gayretleri sonucu, ülkemizde il ve ilçelerimizde 130 u aşkın şubesi ile faaliyet ve hizmetleri devam eden “Türkiye Yardım Sevenler Derneği” ne bağışladım.